
Genel kullanılan ifadeyle Genoa'dan, bana göre ise Cenova'dan...







Maç sonrası hakemle uğraş
arak ikinci maç yatırımını şimdiden başlatan Jose Mourinho bu maçtaki eksikleri analiz etmeye şimdiden başlamalı. Savunmanın arkasına ve özellikle de kanatlara atılan toplarla yaratılan tehlikelere bir dahaki maç için kesinlikle çözüm bulması gerekiyor. Araya oynanan ve ikili oyunlarda Berbatov biraz daha becerekli olsaydı çeyrek finalist şimdiden belli olmuştu. Bu sebeple savunma hattını biraz geri çekip alan daraltmaya ya da forvetten bir adam eksiltip Cambiasso’nun yanına fazladan bir oyuncu koyarak hem prese karşı pas döngüsünde hem de ortadan açılan gedikleri kapatmak adına fazladan bir çift ayak bulundurmak faydalı olabilir. Ayrıca savunmanın bu maçta sergilediği tedirginlik de işin bir başka olumsuz yönü İngiltere’deki maça kadar Samuel dönebilirse bu konuda çözüm olabilir. Orta alan içinse akla Patrick Vieira’nın ismi geliyor hemen, gerçi kendisi bugünkü maç kadrosuna alınmaması sebebiyle Mourinho’ya oldukça öfkeli bu aralar.
Bugünkü maçın ışığında her ne kadar Manu çok parlak görünse de 0-0’lık skor Inter’in avantajına ve Mourinho Old Trafford’daki maç için cebinde kesinlikle sihirli bir oyun bulunduruyordur. Sir Alex Ferguson ve Özel İnsan’ın önümüzdeki iki hafta boyunca yaşayacakları olası laf kavgalarının heyecanı beni şimdiden sarmış durumda !
Yukarıdaki fotoğrafın bir benzeri 2001 yılının bir kasım akşamı, San Siro'da çekilmedi. Bunun bir bedeli olmuştu... Tıpkı sırtını kaleye dönüp çömelmiş Arda’nın ayağa kalktığında yüzündeki üzgün ifadenin olduğu gibi...
Pazartesi günü itibariyle Galatasaray Skibbe ile yollarını ayırdı. Bu haberle birlikte birçok insanı aylardır yetiştirdikleri ekinin karşılığını almışçasına bir zafer sarhoşluğu aldı da yürüdü. Alman teknik adamın Türkiye'ye adım attığı ilk andan itibaren eleştirilerin ardı arkası kesilmedi. Skibbe iyi teknik diretördür ya da değildir, teknik taktik bilgisi çok gelişmiştir ya da gelişmemiştir ayrı; fakat adamı daha gelir gelmez damgalamak, en ufak açığını bulmak için sipere yatmak nedendir bilinmez. Steaua Bükreş maçı sonrası, transferin önemli bir bölümünü hazırlık kampı öncesi bitirmesi gerekirken Ağustos ayının sonlarına kadar sarkıtan yönetime bir verirken Skibbe'ye dört koldan saldırılması iyice anlaşılmaz. Skibbe'nin takımı dört dörtlük yönettiğini savunmak pek akıl karı olmaz elbette ama takımı biraz kaynaştırdıktan sonra UEFA Kupası'nda aldığı galibiyetler Lucescu zamanından beri ilk defa Galatasaray'ın Edirne ötesinde varlığını hissettirdi.
Skibbe’nin de elbette hataları oldu. Yönetim Ümit Davala’yı kapı dışarı ederken onun arkasında durmadı ve buna karşı bir tutum takınmadı. 84. dakikadaki küçük dokunuşla belirlenen maçın neticesinde kovulmasına yeterince sesin yükselmesinin bir sebebi de budur belki. Bir maç çıkışı kendisine sorulan “Kadroyu yönetim mi yapıyor” sorusuna sakince “Hayır” cevabı vermesi ondan bana kalanlar arasında yer alacak bundan böyle. Aynı soruyu gün gelir de hiddetiyle ün yapmış teknik adamlara da sorma cesaretini gösterirler umarım. Bir noktayı da atlamamak lazım, 20 yıllık teknik diretörlük kariyeri olan, Borussia Dortmund ve Bayer Leverkusen’i çalıştırmış, Alman Milli Takımı’nda yardımcı antrenörlük yapmış Michael Skibbe’ye 43 yaşında olmasından ötürü tecrübesiz, çaylak diyenler teknik direktör olarak 40’tan az maça çıkmış Bülent Korkmaz’a birkaç maç sonra aynı suçlamaları getirip kelle avcılığına girişmezler. Dilerim Skibbe’ye karşı takınan sert tutumun nedeni sadece yabancı düşmanlığıdır da Büyük Kaptan onun kaderini paylaşmaz. (Medyanın yabancı çalıştırıcılara karşı takındığı tavrın bir benzerini de yöneticilerin genç Türk antrenörlere, "bizim çocuklara" karşı duruşunda görmek mümkün, ama buna da başka bir postta değineyim)